Dünya Sağlık Örgütü tarafından, ölümcül seyreden kuduz hastalığına dikkat çekmek ve hastalığa ilişkin farkındalığı artırmak amacıyla, ilk kuduz aşısını geliştiren Fransız kimyager ve mikrobiyolog Louis Pasteur’ün ölüm yıl dönümü olan 28 Eylül, “Dünya Kuduz Günü” olarak anılmaktadır.
Kuduz; hayvanlardan insanlara bulaşabilen, merkezi sinir sistemini etkileyen viral bir hastalıktır. Hastalık; tilki, kurt ve çakal gibi yabani memelilerin yanı sıra köpek, kedi, sığır, koyun, keçi ve eşek gibi evcil memeli hayvanlarda da görülebilmektedir. Kuduzun başlıca bulaşma yolu, kuduz hastalığı taşıyan hayvanların ısırması veya tırmalamasıdır. Bunun yanı sıra, bütünlüğü bozulmuş deri ya da mukozaların enfekte hayvanın salyasıyla temas etmesi sonucunda da bulaşma gerçekleşebilmektedir. Kuduz riskli temas sonrasında zamanında ve uygun koruyucu uygulamaların yapılması, hastalığın gelişmesini önlemede büyük önem taşımaktadır.
Kuduz Riskli Temas Sonrasında Ne Yapılmalı?
•Isırık veya tırmalama bölgesini vakit kaybetmeden bol su ve sabunla en az 15 dakika boyunca yıkayın.
•En kısa sürede en yakın sağlık kuruluşuna başvurun ve hayvanla temas öykünüzü sağlık personeline mutlaka bildirin.
•Yapılan muayene sonucunda kuduz aşısı ve/veya diğer koruyucu uygulamalar önerilirse, uygulamaları belirtilen takvime uygun ve eksiksiz şekilde yaptırın.
Kuduzda klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra hastalık ölümcül seyretmektedir. Bu nedenle kuduz riski taşıyan bir hayvanla temas sonrasında yaranın doğru şekilde temizlenmesi ve sağlık kuruluşuna başvurularak gerekli aşı ve tedavilerin zamanında uygulanması hayat kurtarıcıdır. Kuduzdan korunmada yalnızca temas sonrası alınan önlemler değil, hayvanların düzenli olarak aşılanması da büyük önem taşımaktadır. Özellikle köpek ve kedilerin kuduz hastalığına karşı her yıl aşılatılması; hayvanları, insanları ve toplum sağlığını korumaya katkı sağlamaktadır.
