30 Mayıs Multipl Skleroz Günü
28 Mayıs 2021

30 Mayıs Multipl Skleroz günü.jpg     
Multipl Skleroz'un oluşumunda çevresel etkenler (iklim, yaşanan bölge vb.) ve geçirilmiş viral enfeksiyonların yanı sıra, genetik yatkınlığın rol oynadığı Beyin ve omuriliğin nedeni belli olmayan allerjik hastalığıdır. Nedeni belli olmayan otoimmün hastalıklar içerisinde yer alır. Hastalığın başlamasında genetik ve çevresel nedenlerin bir araya gelmesi olduğu düşünülür. Multipl Skleroz (MS) hastalığı, özellikle 20-40 yaş arasında ve çoğunlukla kadınlarda görülüyor ancak bu farkın nedeni bilinmiyor. Daha erken veya daha ileri yaşlarda görülme olasılığı oldukça azalmaktadır.

 

KLİNİK

       Hastalık her kişide farklı olarak seyreder. Hastaların hepsinde sinirlerin uzantılarını saran miyelin kılıf zarar görür ancak ortaya çıkan belirtiler her hastada farklı olabilir.

MS’in tanımlanan başlıca dört tipi bulunur.

 

Atak ve iyileşmeler ile giden MS: Ataklar ile ortaya çıkar. Ataklar tam veya kısmen geri dönüşlüdür. MS’li hastaların çoğu başlangıçta atak ve iyileşmeler ile giden seyir gösterir. Atakların ne sıklıkta geleceğini tahmin etmek ise mümkün değildir. Ataklar bazen yılda birkaç kez, bazen 2-3 yılda bir, bazı hastalarda ise ancak yıllar sonra tekrar ortaya çıkabilir.

 

Sekonder ilerleyici MS: Atak ve iyileşmeler ile giden MS hastalarının bir kısmında daha sonra ataklar azalır ya da görülmezken, örneğin yürüme güçlüğü ve konuşma ve denge bozukluğu ya da bilişsel engellilikte devamlı bir ilerleme olur.

 

Primer ilerleyici MS: Hastalık sinsi başlıyor ve yıllar içinde gittikçe artan engellilik ortaya çıkıyor. İlerleme hızı değişken olmakla birlikte genellikle yavaş seyirli oluyor. Bu gruptaki hastalar MS’li olguların daha az bir bölümünü oluşturuyor.

 

Ataklarla ilerleyici MS: Başlangıçtan itibaren sinsi ve ilerleyici seyretmekle beraber arada ataklar da görülebiliyor.

 

MS ataklarında görülen genel belirtiler ise;

1.            Yorgunluk

2.            Vücudun değişik bölgelerinde özellikle gövdede, yüzde, kollar ya da bacaklarda uyuşukluk, karıncalanma, güçsüzlük

3.            Denge ya da yürüme bozukluğu

4.            Dilde peltekleşme gibi konuşma bozuklukları

5.            Mesane ve bağırsak problemleri

6.            Baş dönmesi

7.            Görmede bulanıklık

8.            Düşünme, bellek ya da konsantrasyonda zorluk yaşama

9.            Depresyon

Ancak bu belirtiler kişide MS olduğu ve atak geçirdiği anlamına gelmiyor. Kişide daha önce olmayan bir nörolojik bulgunun varlığı, 24 saatten fazla sürmesi ve kötüleşmesi atak varlığına işaret eder. Bu durumda kişinin Nöroloji doktoruna başvurması gerekiyor.

 

MS TANISI NASIL KONMAKTADIR?

Tek başına hiçbir test ile MS tanısı konulmadığı için çeşitli test ve yöntemlere gerek duyulur. Bu testler şunlar olabilir;

 

·         Doktorun geçmiş belirti ve bulguların varlığını araştıracağı tıbbi öykü.

·         Ayrıntılı bir nörolojik muayene.

·         Beyin ve omuriliğin kesin ve oldukça detaylı görüntülerini veren ve görece yeni bir görüntüleme biçimi olan MRI (manyetik rezonans görüntüleme).

·         “Uyarılmış potansiyeller” adı verilen ve merkezi sinir sisteminin belli bir uyarıya verdiği yanıtı ölçen çalışmalar. (VEP, BAEP, SEP gibi)

·         Spinal kanalı çevreleyen sıvının (serebrospinal sıvı veya SSS) bileşimini araştıran beyin omurilik sıvısı incelemesi. (Beyin Omirilik sıvısında) bazı testlere bakılması.

 

TEDAVİSİ

MS’in temel olarak 3 tip tedavisi vardır; Belirtilere yönelik tedavi, atak tedavisi ve atakları önleme tedavisi. MS’i tamamen durduracak kesin tedavi henüz olmasa da, bazı türlerinde erken tanı ve tedaviyle atakların sıklığı ile şiddeti de belirgin olarak azalıyor. Bunun sonucunda hastaların atak döneminde yaşadıkları görme bozukluğu, konuşma güçlüğü, denge sağlama ve idrar tutamama gibi nörolojik bulgulara bağlı sıkıntılardan az etkileniyor. Ayrıca hastaların atak nedeniyle sık aralarla yüksek doz kortizon almaktan kurtulmaları yaşam kaliteleri açısından oldukça önem taşıyor.

 

MS, kronik bir hastalık olduğundan hem kaliteli uzun bir yaşam, hem de atakların önüne geçebilmek için egzersiz de önem taşıyor. Egzersiz, zayıf kasların neden olduğu problemleri önleyebiliyor, mesane ve bağırsak problemlerinin çözümüne de destek sağlıyor. MS hastalığı hamileliğe engel değildir ve çocukta herhangi bir gelişim bozukluğuna neden olmaz. Hamilelik ve doğum süreci, MS hastası olmayan kadınlarla aynıdır. MS Tanısı olup, hamile kalan ve çocuğunu dünyaya getiren bayanların MS tedavisi doğumdan sonra en geç 3 ay içinde tekrar başlatılması gerekir.

 

 

 

Dr. İbrahim TERLEMEZ

Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi

Nöroloji Uzmanı