overlay

8 Şubat Uluslararası Epilepsi Günü

8 Şubat Uluslararası Epilepsi Günü copy.JPG

              Epilepsi halk arasında sara hastalığı olarak da bilinen kronik (uzun süreli) bir hastalıktır. Dünyada 65 milyon, ülkemizde ise yaklaşık 700-800 bin epilepsi hastası vardır. Epilepside, beyinde bulunan nöronlarda ani ve kontrolsüz boşalmalar (deşarjlar) olur. Bunun sonucunda hastada istemsiz kasılmalar, duyusal değişiklikler ve bilinç değişiklikleri meydana gelir ve sonucunda bayılabilir. Epilepsi nöbetler halinde olan bir hastalıktır fakat nöbetlerin ne zaman geleceği bilinemez. Nöbet aralarında hasta sağlıklıdır. Hayatında yalnızca bir nöbet geçiren hasta, epilepsi hastası olarak kabul edilmez.

Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde ki kafa travması (trafik kazaları, toplumsal olaylar sırasında), santral sinir sistemi enfeksiyonları (sıtma, HIV vb.), doğum sırası ve sonrası komplikasyonların sıklığına bağlı olarak görülme oranı yükselmektedir. Her yıl bu sayıya yeni hasta ilave olmaktadır.

Epilepsi ile nöbet geçirme her ne kadar birbirleri yerine kullanılan ifadeler olsa da aslında tam olarak aynı şeyi ifade etmezler. Epilepsi nöbeti ile nöbet arasındaki fark epilepsinin, tekrarlayan ve kendiliğinden oluşan nöbetlerle seyreden bir hastalık olmasıdır. Tek bir nöbet öyküsü o kişinin epilepsi hastası olduğunu göstermez fakat nedeni araştırmak gerekir. Epilepsi hastalığı herhangi bir yaş grubunda görülebilir ancak bu hastalığın en sık olarak tanı aldığı yaş gruplarını erken çocukluk döneminde ve 55 yaş sonrasındaki bireyler oluşturur. Çocukluk çağında olan epilepsinin nedenleri daha çok genetik nedenler iken ileri yaşlarda epilepsi nedeni daha çok kafa travması ve damar hastalıkları sonucu oluşan beyin hasarıdır.

Nöbetler çocukluk çağında en sık görülen nörolojik hastalıklardan biridir. Süt çocukları ve tüm çocukları erişkinlerden daha çok etkiler. Erişkinlerden iki kat daha sıklıkta çocuklarda görülür. Nöbetler yaklaşık olarak çocukların %4-%10’unda görülmekte ve acil servise başvuran çocukların %1’ini oluşturmaktadır. Üç yaşın altındaki çocuklarda daha sıklıkla görülmekte ve sıklığı artan yaş ile birlikte azalmaktadır.

Epilepsi yüksek oranda ilaçla ve daha az oranda ilaç dışı tedavi yöntemleri ile tedavi edilebilen bir hastalıktır. İlaç tedavisi olarak bakarsak tek antiepileptik ilaçla hastaların %65’i başarıyla tedavi edilebilir. Tüm epilepsilerin %5’den azını dirençli epilepsiler oluşturur. Neden genelde tespit edilemez. Bu gruptaki hastaların çoğu 2 veya daha fazla epilepsi ilacını kullanmak zorunda kalır ve nöbetler yine de tam olarak kontrol altına alınamaz. Politerapi, cerrahi uygulama, nörostimulasyon ve ketojenik diyetle başarılı tedavi oranı çok daha fazla yükselir. Cerrahi tedavi, nöbetleri ilaçla kontrol altına alınamayan genç ve beyin lezyonu gösterilmiş sınırlı sayıdaki hastada nöbetleri kontrol altına alabilir fakat bu hastaların az bir kısmında uygulanır.

Bu kadar yaygın bir hastalık olmasına karşın ne yazık ki toplumda yanlış anlama, yanlış bilgilendirme ve yanlış algılama nedeniyle yüzyıllardır olan damgalanma (negatif tutum ve düşünceler) ile karşılaşmaktadırlar. Hastalar toplumda sosyal izolasyon ve dışlanma yaşamaktadırlar. Bu tutum okul, işyeri ve sosyal ortamlarda devam etmektedir. Damgalanma hasta üzerinde manevi baskı yapmakta ve sosyal ortamlarda nöbet geçirme korkusu kişiyi evine hapsetmektedir ve epilepsisi olan kişiler değersizlik hissi yaşamaktadır.

Dr. İbrahim TERLEMEZ
Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi
Nöroloji Uzmanı